Ana sayfa Tarih Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa

12
0

Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa

Mehmet Ali Paşa, 1769 yılında Kavala’da doğmuştur. Her hangi bir eğitim almamasına rağmen, zeki, cesur oluşundan ötürü, kendisini kısa sürede kabul ettirebilen bir yapısı vardı.

18 yaşına kadar çeşitli iş kollarında çalıştıktan sonra, askerlik mesleğine girmiştir.

Mısır’ı Napolyon Bonapart’ın işgal kuvvetlerinden kurtarmak için, 1799 yılında Kavala’dan gönderilen seçme askerlerin başında Kahire’ye geldi.

Fransızlann Kahire’yi boşaltmasından sonra, kısa sürede buradaki başıbozuk askerleri yönetimi altına almış ve komutanlan olmuştur?

Napolyon’un seferi sonucunda bozulan Mısır’ın idari yapısını, bölgede giderek zayıflayan Osmanlı’nın yönetim boşluklarını iyi değerlendirmiştir.

Osmanlı yönetiminin Mısır’daki en büyük problemi olan KölemenIeri kullandı. KölemenIeri Osmanlılara, Arnavutlan KölemenIere karşı kışkırtarak, ortaya çıkan kargaşalıklan kendi lehine kullandı ve halkın güvenini kazandı. Zekası ve askerler üzerindeki komuta gücünü kullanarak, yönetimi ele geçirmek için çeşitli entrikalara başvurmuştur.

Bu sayede Vali Husrev Paşa’yı ülkeden kaçırtmış ve halkın desteğiyle idareyi eline almıştır. Bu oldu-bitti karşısında Osmanlı yönetimi, düzenli vergisini vermesi ve Hicaz’ı ellerine geçiren Vahabileri etkisiz kılması koşuluyla O’nu l805’te Mısır Valisi olarak atamıştır.

Mehmet Ali Paşa, vali olduktan sonra ilk iş olarak, iç huzursuzluklan ve siyasal kargaşalıkları ortadan kaldırınıştır. Osmanlı toprağı olmasını:( rağmen Mısır üzerinde söz sahibi olan Kölemen beylerinin etkisini ortadan kaldırdı.

1807 yılında Mısır’ı işgal etmek isteyen İngilizleri yenilgiye uğratmış, l811’de ise Kölemen beylerinin büyük bir bölümünü öldürtüp Mısır’ın tek hakimi haline geldi. Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da giderek güçlenmesinden endişelenen Osmanlı Yönetimi, O’nu Selanik ve Kavala Valiliklerine tayin ettiyse de, Mısır’dan uzaklaştıramadı.

Mehmet Ali Paşa, .18l8’de Hİcaz’daki Vahabi ayaklanmasını bastırdıktan sonra güç ve kudretini iyice arttırdı. İslam dünyasında da giderek saygınlık kazanmıştır. Bu gelişme üzerine, Osmanlı Devleti’nce kendisine Hicaz ve Habeş valilikleri de verilmiştir. l822’de Sudan’ı tamamen ele geçiren Mehmet Ali Paşa, hızla güçlü bir Mısır devleti kurmaya başladı.

Güçlü bir Mısır kurarak bölgesine egemen olabilmek ve İstanbul’dan bağımsız hareket edebilmek için, çok güçlü bir devlet kurmaya başlayan Mehmet Ali Paşa, büyük reformlar yapmıştır. Mısır’da ekonomik, askeri ve idari reform hareketlerine girişen Mehmet Ali Paşa, ilk iş olarak Mısır’daki tüm toprakları millileştirdi.

Nil nehrinden İskenderiye’ye açılan kanal ile sulama işleri dü- zenlendi.Nil deltasında pamuk üretimi ön plana çıkarıldı. Afyon, pirinç, şeker pancarı ve hububat gibi endüstriyel ürünler yetiştirilmeye başlanmıştır. Fransa ile sürdürülen yakın ilişkilerden yararlanılarak iplik, bez, şeker, zeytinyağı ve alkol fabrikaları ile Mısır ekonomisine yeni bir çehre verilmiştir.

Bu çalışmalar sonunda Mısır’ın yıllık geliri onüçbin keseden, dört yıl içinde dörtyüzbin keseye çıktı. Bu paranın bir bölümüyle, Fransız subay ve teknisyenlerinin denetiminde modern bir ordu ve donanma kurmuştu.

Diğer bölümü ile de, her alanda bilgi sahibi olmak ve Avrupa endüstrilerini tanımak için çok sayıda genci, Avrupa’ya eğitime yolladı. Böylece, Mehmet Ali Paşa’nın yönetimi altındaki Mısır, doğu Akdeniz’de önemli roller oynayabilecek bir güç merkezi haline geldi.

İSYANIN BAŞLAMASI VE GELİŞİMİ

Navarin baskını sonrasında Mehmet Ali Paşa, Mora’nın elden gideceğini ve Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanacağını anlamıştı. Bu nedenle, 6 Ağustos 1828’de İngilizler ile anlaşarak ordusunu Mısır’a geri çekmeyi kabul etti.

Mehmet Ali Paşa’nın pek çok can kaybına, büyük masraflara ve donanmasına malolan Mora seferinden, Girit adasından başka bir kazancı olmadı. Ancak, Mısır’daki itibarı güçlendi. Bağımsız bir hükümdar gibi, Avrupa devletleriyle kendi adına antlaşmalar imzaladı.

Ayrıca, bu savaşta hem modem Mısır ordusu yeni savaş taktikleri ve araçlarını denedi, hem de Osmanlı ordusunu yakından tanıdı. Bu olaylardan sonra Mehmet Ali Paşa ve Padişah II. Mahıp.ut arasında gerginliği tırmandıracak bir dizi olay meydana geldi.

Once, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında gerginlik oldu. II. Mahmut, savaşta Osmanlı ordusuna destek olması için, Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. Mehmet Ali Paşa, yolun uzaklığını, donanmasının büyük hasar görmesini, Suriye’de salgın hastalıklar bulunmasını bahane ederek, istenilen yardımı yapmadı.

Mora isyanı esnasında, Mehmet Ali Paşa’nın kendisine sormadan askerlerini geri çekmesine içerleyen II. Mahmut, bu olay sonrasında açıkça tavır almıştır.

Osmanlı-Rus savaşı arkasından imzalanan Edirne antlaşmasından sonra Mehmet Ali Paşa, padişahtan kendisine vaad edilen Girit ve Suriye valiliklerini istediıı. II. Mahmut, Girit ve Suriye valiliklerini Mehmet Ali Paşa’ya vermediği ğibi, onu Mısır valiliği nden almak için çareler aramaya başladı.

1.Mahmut, çevresindeki paşaların da etkisiyle, Mehmet Ali Paşa’ya karşı bir komplo düzenleyerek onu ortadan kaldırmak istedi. Plana göre Mısır’da çıkacak bir olay bahane edilerek, Suriye valisi, Mehmet Ali Paşa üzerine gönderilecek ve ortadan kaldırılacaktı.

Ancak, planı yürürlüğe girmeden öğrenen Mehmet Ali Paşa, Suriye valiliğini kuvvet yoluyla ele geçirmek, kendi üzerindeki hesapları bozmak için fırsat kollamaya başlamıştır.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın, Suriye valiliğini ele geçirmekte dahil olmak üzere Ayaklanmasının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Mısır’ı, komşuları olan Sudan ve tüm Arabistan’da en üstün güç haline getirmek;
  • İstanbul’dan bağımsız haraket edebilmek;
  • Mısır valiliği ni bir hanedanlık biçiminde babadan oğula geçirmek;

Suriye’yi Anadolu’yu ve belkide tüm Osmanlı devletini ele geçirmekle Suriye’yi ele geçirmek için çok uzun zamandan beri planlar yapan Mehmet Ali Paşa, 1831 yılında Suriye’yi işgal etmeye karar vermiştir.

Mehmet Ali Paşa, aslında Suriye’yi işgal için en uygun zamanı seçmişti. Osmanlı İmparatorluğu yıkıcı bir savaştan he~üz çıkmış, Mora ve Cezayir gibi iki değerli toprağını kaybetmişti. İçte ise ülkenin her tarafında, Suriye’de dahil, isyanlar çıkmıştı. Büyük Avrupa devletleri ise, 1830 ihtilalleri ve etkileri yüzünden Avrupa sorunları ile uğraşıyordu.

Mehmet Ali Paşa, böylesine uygun bir ortamda, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki 24.000 kişilik bir orduyu Akka valisi Abdullah Paşa’nın üzerine yolladı.

Harekat denizden de desteklenince, Mehmet Ali Paşa kuvvetleri, 1832 ortalarına kadar bütün Suriye’yi işgal etti. Bu durum karşısında n. Mahmut, Mehmet Ali Paşa’yı asi ilan etti. Yerine Mısır valisi olarak atadığını ilan ettiği Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu, Mehmet Ali Paşa üzerine gönderdi. Ancak, Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa, 29 Temmuz 1832’de Osmanlı ordusunu Beylan’da yenilgiye uğrattı. Arkasından da Torosları geçerek Anadolu’ya girdi.

Mehınet Ali Paşa, bu zaferleri sonunda yeniden İstanbul’a baş- vurdu. Suriye kendisine verilmek koşuluyla savaşı durdurmayı teklif etti. n. Mahmut bu öneriyi reddetti ve İbrahim Paşa’ya karşı bu. defa Reşit Paşa komutasında yeni bir ordu gönderdi. Reşit Paşa, Konya’da bulunan İbrahim Paşa kuvvetlerini kuşattı ve  Mahmut’un emri üzerine saldırıya geçti.

Reşit Paşa komutasındaki düzensiz Osmanlı birlikleri, Avrupa tekniği ile yetiştirilmiş, düzenli ve modem Mısır ordusu karşısında perişan oldu. Savaşta 30.000 kişi öldü ve 21 Aralık 1832’de Reşit Paşa esir düştü. Böyle~e Mehmet Ali Paşa’nınönündeki son engel de ortadan kalkarak Istanbul yolu açılmış oldu

Olayların bu şekilde umulmadık bir biçimde gelişmesi ve Osmanlı Devleti’nin, bir valisinin ayaklanmasını bastıramayacağını anlaması üzerine Avrupa devletlerinin yardıını istenmiştir.

Aslında, İstanbul’un ve belki’de imparatorluğun Mehmet Ali Paşa’nın güçlü yönetimi altına girme ihtimali, bölgede çıkarı olan Avrupa devletlerini zaten harekete geçirmişti. Bu gelişmeyle birlikte, olay, padişah ve valisi arasındaki bir iç sorun olmaktan çıkarak, uluslararası büyük bir soqın haline geldi.

Bu ani gelişme karşısında kısa bir tereddütten sonra, Avrupa devletleri karaı:larını verdiler. İyice güçten düşmüş olmasına rağmen, Osmanlı ımparatorluğu’nun toprak bütünlüğü, Avrupa dengesi ve statükosu için önemli bir etkendi. Bu bakımdan ortaya çıkacak büyük bir değişikliğe karşı görünüyorlardı.

Bununla birlikte başlangıçta, Mehmet Ali Paşa’ya karşı II. Mahmut’un yardım isteğine Avrupa devletlerinin tepkisi, çıkarları- na göre değişik şekillerde olmuştur. Rusya, Mehmet Ali Paşa isyanı ile en yakından ilgilenen devlet olmuştur.

Rusya,olayın gelişmelerinden telaşlanınış ve Osmanlı Devleti’ne yardım etmekte acele etmiştir. Çar Petro’dan beri, Karadeniz’i bir Rus gölü haline getirmek, İstanbul ve Boğazları ele geçirmek, Akdeniz’e inmek isteyen Rusya, epeyce mesafe katetmişti.

Oysa, zayıf bir Osmanlı İmparatorluğu yerine, güçlü bir Mehmet Ali Paşa yönetimi iş başına geçerse, bu emel gerçekleşmeyebilirdi. Hatta, Rusya için tehdit oluşturabilecek yeni bir komşu edinebilirdi. Bu nedenlerle Rusya, zayıf Osmanlı yönetimini Mehmet Ali Paşa kuvvetlerine karşı destekleyerek, hem kendisini hem de gelecekteki emellerini garanti altına almak istedi.

Avusturya, genel politikası nedeniyle iç isyanlara kesin olarak karşı idi. 1830 Avrupa ihtilalleri esnasında, imparatorluk içindeki toplulukların genel bir haraketinden çekinmekteydi. bu yüzden Avusturya, Mehmet Ali Paşa isyanı esnasında Osmanlı Imparatorluğu’nu desteklemiştir. Bu konuda Rusya ile ortak hareket ediyordu. Fakat aynı zamanda da Rusya’nın Balkanlar üzerine eğilmesinden ve etkili olmasından çekiniyordu.

Fransa, 18. yüzyılın sonlarından beri, buranın önemini görerek, Mısır ile ilgisini kesmemişti. Mehmet Ali Paşa, Mısır valisi olduk tan sonra, burayı Fransız bilim ve teknik adamlarının yardımıyla kısa sürede geliştirmişti. Modem Mısır ordu ve donanması da Fransız subay ve askeri uzmanları sayesinde kurulmuştu.

Bu da, Mı- sır’da Fransa’ya diğer devletlere göre üstünlük ve ayrıcalık sağlamıştı. Mehmet Ali Paşa, aynı zamanda Akdeniz’de İngiliz emellerini sınırlandırmak bakımından da Fransa’nın değerli bir dostu idi.

Bu bakımdan genel politika olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğü ilkesine bağlı kalmakla beraber, isyan boyunca Mehmet Ali Paşa’yı desteklemiştir.

ngiltere, Doğu Akdeniz’de ve Osmanlı İmparatorluğu topraklarında büyük çıkarlan olan bir devletti. Mehmet Ali Paşa ve Fransa arasındaki çok yakın ekonomik ve askeri ilişkilerden oldukça rahatsızdı.

Bu ilişkilerin Akdeniz’deki İngiliz deniz üstünlüğünü ve çıkarlarını zedeleyeceğini biliyordu. Bu nedenle isyanı iyi karşılamamıştı. Mehmet Ali Paşa’nın güçlü yönetiminin Mısır ve Suriye’ye egemen olması, İngiltere’nin Hindistan’a giden deniz ve kara yolunu tehlikeye sokabilirdi.

Osmanlı İmparatorluğu, Mehmet Ali Paşa kuvvetleri Anadolu içlerinde ilerlediği sırada önce İngiltere’den yardım istemişti. Ancak, Belçika ve Hollanda sorunu yüzünden Avrupa sorunlarıyla ilgilenen İngiltere, bu yardım isteğini geri çevirdi. Bu sırada Fransa Mısır’ı desteklediğinden, son çare olarak Rusya yardıma çağrıldılar Yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü Mehmet Ali Paşa isyanında Osmanlıimparatorluğu’nu destekleyen Rusya, yardım teklifini memnunlukla kabul etti. 1833 yılında İstanbul’a bir donanma ile 5.000 kişilik bir ordu gönderdi. Böylece Rusya, Osmanlı Devleti üzerinde etkili bir duruma geçmişti.

Bu oldu bitti, Doğu Akdeniz’de çıkarları olan İngiltere ve Fransa’yı derhal harakete geçirdi. Büyük bir diplomatik atağa kalkan İngiltere ve Fransa Mehmet Ali Paşa üzerinde diplomatik baskı uyguladılar ve Osmanlı ile anlaşma yaparak ilerleyişini durdurması konusunda zorladılar.

Bu baskılar sonucunda Mehmet Ali Paşa, Osmanlı Devleti ile 5 Mayıs 1833’de Kütahya Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşma ile Mehmet Ali Paşa’ya, Mısır ve Girit valiliklerinin yanında Suriye valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya da Cidde valiliğinin yanında Adana’nın vergi toplama hakkı verildi.

Bu antlaşmadan sonra, Mehmet Ali Paşa, kuvvetlerine geri çekilme emri verdi ve Mısır kuvvetleri Torosların güneyine geri çekildi. Böylece Mehmet Ali Paşa isyanının birinci bölümü sona erdi. Ancak antlaşma her iki tarafı da memnun etmedi ve karşılıklı gü- vensizlik sürdü. Bu güvensizlik üzerine, Osmanlı İmparatorluğu Rusya ile bir ittifak antlaşması imzaladı. Bu antlaşmayla, II. Mahmut Osmanlı imparatorluğu’nun geleceğini güvence altına almak istiyordu.

Rusya ise Boğazlar ve genelolarak Osmanlı Devleti üzerinde elde ettiği üstün durumun devamını istiyordu. 8 Temmuz 1833 tarihinde imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması’nın açık maddeleri ile klasik bir savunma ittifakıydı Sekiz yıl süreli olarak imzalanan bu antlaşma ile, Osmanlı Devletine bir saldm olursa, Rusya, karadan ve denizden yardım göndermeyi garanti ediyordu.

Ancak, antlaşmanın gizli maddesi ile Rusya, Boğazlar üzerinde bü- yük bir avantaj elde etti. Bu gizli maddeye göre, Rusya’ya bir saldı- nolursa, Osmanlı Devleti Rusya’ya parasal ve askeri bir yardımda bulunmayacak, yalnızca, Çanakkale Boğazı’nı kapatacak, yabancı savaş gemilerinin geçişine izin vermeyecekti.

Hünkar İskelesi Antlaşması’nın gizli maddeleri, Fransa ve İngiltere tarafından hemen öğrenilmiş ve büyük tepki yaratmıştır. Bu iki devlet, antlaşmanın gizli maddesinden dolayı, Osmanlı Devleti ve Rusya’yı protesto ettiler ve bunu tanımayacaklarını bildirdiler.

Kütahya Antlaşması, gerek içeriğ~ gerekse sonuçları açısından her iki tarafı da memnunetmemişti. Ustelik, II. Mahmut, isyan ve sonuçlarını bir türlü içine sindiremiyor, verdiği ödünleri geri almaya çalışıyordu. Böylece, Mehmet Ali Paşa’ya iyi bir ders vermek ve devletin şerefini kurtarmak mümkün olabilecekti. Mehmet Ali Paşada daha çok yerlere ve olanaklara sahip olmak istiyordu. Bu nedenle her iki taraf da yeni bir savaş için hazırlıklar yapıyor ve birbirlerini kolluyordu.

Mehmet Ali Paşa, Kütahya Antlaşması’nın imzalanmasından sonra, adeta İstanbul’dan bağımsız bir hükümdar gibi davranmaya başlamıştı. Bir yandan ordu ve donanmasını güçlendiriyor, öte yandan da Irak’a doğru genişlemek istiyordu.

Bağımsızlık isteklerini ve Irak üzerindeki emellerini desteklemesi için İngiltere’ye yakınlaşma çabalarını sürdürüyordu. Ayrıca, kazandıkları zaferden dolayı kendilerini Osmanlı Devleti’nden daha güçlü görmeye başlayan İbrahim Paşa, halifeliğin İstanbul’dan Kahire’ye getirilmesi gerektiğini söylüyordu. Bu durum da, özellikle Suriye ve Lübnan’da Mehmet Ali Paşa’ya karşı sert bir tepki yaratıyordu

Osmanlı İmparatorluğuda, muhtemel bir savaş için ordusunu yeni baştan düzenlemeye başladı. 1838 yılına gelindiğinde Mehmet Ali Paşa’nın bağımsızlığını ilan edeceği söylentileri dolaşmaya başladı. Ingiltere, muhtemel bir ikinci savaşta Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden daha fazla ödün koparmasından endişeleniyordu. Bu yüzden 1838 sonrası Osmanlı Devleti ile ilişkilerini yakınlaştırma çabasına girdi. İki devlet arasında 16 Ağustos 1838’de bir ticaret antlaşması yapıldı.

Osmanlı-İngiliz Ticaret antlaşmasına başlangıcında sert tepki veren Fransa, daha sonra antlaşmayı tanımış ve kendisi de bir ticaret antlaşması imzalamıştır. Böylece, Osmanlı Devleti, İngiltere’nin ardından Fransa’nın da siyasi desteğini sağlamış oldu.

MEHMET ALİ PAŞA İSYANININ İKİNCİ BÖLÜMÜ: NIZIP SAVAŞI

Mehmet Ali Paşa isyanının ikinci bölümü 1839 yılında başlamıştır. Osmanlı devletinin askeri hazırlıkları ve diplomatik girişimleri sonucunda durumun aleyhine dönmeye başladığını gören Mehmet Ali Paşa, İstanbul’dan bazı isteklerde bulundu. Bunlann reddedilmesi üzerine de bağımsızlığını ilan etti.

Bu gelişme üzerine, uzun zamandır hazırlıklar yapan II. Mahmut, Hafız Paşa komutasındaki Osmanlı ordularını 1839’da bir bahane ile Suriye’ye sokarak savaşı başlattı. Osmanlı ordusu ile İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusu, 24 Haziran 1839’da Nizip’te karşılaştılar.

Sayı bakımından aşağı yukan iki ordu birbirine eşit idi. Osmanlı ordusu 30.000 yaya, 5.000 süvari ve 3.000 topçudan oluşuyordu. Mısır ordusu ise 40.000 kişiden oluşuyordu. Her iki orduda da top sayısı 160’şar idi.

Nizip alanında her iki ordu da savaş kurallarına uygun olarak yerleşmiş ve taarruz için uygun zamanı beklerneye koyulmuşlardı.

Osmanlı ordusunda danışman olarak bulunan Prusyalı kurmay subaylar, Osmanlı ordusu Mısır ordusunu yenebilecek bir durumda olduğundan, hemen taarruza girişilmesini tavsiye ettiler. Fakat ordu içerisinde bulunan ulema Cuma günü taarruz edilmesinin dine uygun olmadığını bildirerek, saldırıya engeloldular. Ertesi gün Prusyalı subaylar bir gece baskını yapılmasını tavsiye ettiler. Ulema bu sefer de gece ansızın baskın yapılmasının padişahın şanına yakışıkalmayacağını söylediler. Bu arada Mısır ordusu, Osmanlı ordusunun kanatlarını kuşatacak bir gelişme gösterdi. Prusyalı subaylardan Helmut von Moltke, Hafız Paşa’ya Birecik üzerinden geri çekilip kuşatmadan kurtulmasını tavsiye etti. Hafız Paşa, geri çekilmeyi bir şerefsizlik saydığından teklifi reddetti ve yerinden kımıldamadı.

Osmanlı ordusu, taarruz etmek veya geri çekilmek konusunda uzun süre tereddüt edip vakit kaybedince, Mısır ordusu 29 Haziran’da saldırıya geçti. Hafız Paşa ordusu 4 saat içinde, Mısır ordusu karşısında perişan oldu. Savaş alanında binlerce ölü, onbinlerce esir ve 160 parça top bırakıldı2s• Bu arada padişah n. Mahmut 1 Temmuz 1839’da öldü. Yerine 16 yaşında olan en büyük oğlu Abdölmecit padişah oldu. Birkaç gün sonra da Çanakkale önlerinde bulunan Osmanlı donanması, Mısır’a götürülerek Mehmet Ali Paşa’ya teslim edildi. Böylece Osmanlı Devleti, ordusuz ve donanmasız, yani savunmasız bir duruma gelmişti.

Osmanlı Devleti, beklenmeyen bir şekilde yenilgiye uğrayınca, yalnızca Mısır valiliğinin babadan oğula geçmesi koşuluyla, Mehmet Ali Paşa’dan barış istedi. Fakat Mehmet Ali Paşa, ancak Mı- sır’ı, Suriye’yi, Adana ve Maraş’ı Osmanlı Devleti kendisine vermeyi kabul ederse barışı kabul edeceğini bildirdi. Bu gelişmeler karşısında, Rusya’nın Hünkftr İskelesi Antlaşmasından yararlanarak İstanbul üzerinde etkili olmasından çekinen İngiltere ve Fransa, sorunu bir Avrupa sorunu haline getirmeye karar verdi. Bu sıralarda İngiltere ile bir çatışmayı göze alamayan Rusya, bu karara katılmak zorunda kaldı. Bu devletlere Avusturya ve Prusyada katıldı. Avrupa devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’na bir ortak nota göndererek, aralarında yapacakları görüşmelerin sonucu belli olmadan, Mısır ile bir antlaşma yapmamasını bildirdiler.

Avrupa devletleri, aralarında yaptıkları görüşmelerden sonra, Suriye’nin tekrar Osmanlı Devleti’ne bağlanmasını kararlaştırdılar.Bunun gerçekleşmesi için de Mehmet Ali Paşa’ya bir ültimatom verilmesini, bunu reddederse, kuvvete baş vurulmasını istediler. Ancak Fransa bu karara karşı çıktı ve yeniden Mehmet Ali Paşa’nın yanında yer aldı. Hatta savaş hazırlıklarına başladı. Bu ise, Fransa ve İngiltere’nin arasını açtı.

Fransa’nın kabul etmemesine rağmen, İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya arasında 15 Temmuz 1840’da Londra’da bir antlaş- ma imzalandı. Bu antlaşmayı Osmanlı Devleti de kabul ederek, 4 devletle sonradan bir antlaşma yaptı.

Mısır sorununa bir çözüm getirmek üzere yapılan Londra antlaşmasına göre; (i) Padişah Mısır valiliğinin babadan oğula geçmesini kabul ediyordu ve Güney Suriye ve Akka valilikleri de Mehmet Ali Paşa’ya veriliyordu; (ii) Mehmet Ali Paşa bu öneriyi on gün içinde kabul etmek zorundaydı. Eğer on gün içinde kabul etmezse Akka valiliği, yirmi gün içinde kabul etmezse Mısır valiliği zorla elinden alınacaktı; (iii) Mehmet Ali Paşa en geç yirmi gün içinde, Mısır’da bulunan Osmanlı donanmasını geri verecekti.

Bu antlaşma ile, 4 Avrupa devleti, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunacaklarını göstermiş ve garanti etmiş oldular. Mehmet Ali Paşa, Fransa’nın kararı tanımamasından güvence alarak, alınan kararların hiç birisini tanımadı. Bunun üzerine, Osmanlı İmparatorluğu, Mehmet Ali Paşa’nın üzerindeki bütün görevleri geri aldı ve O’nu asi ilan etti. Bu gelişmenin hemen ardından da Osmanlı, İngiliz, Avusturya ortak donanması Suriye kıyılarını kuşattı ve Lübnan’a asker çıkarttı. diğer taraftan, Kuzey’den ilerleyen bir Osmanlı Ordusu, İbrahim Paşa kuvvetlerini yenerek Suriye’den çekilmeye mecbur etti. Askeri alanda bu gelişmeler olurken, Osmanlı Devleti, 3 Kasım 1839’da “Tanzimat Fermanı”nı ilan etti.

Fransa, Osmanlı ordularının bu kadar çabuk harakete geçeceğini, Mehmet Ali Paşa kuvvetlerinin bozulacağını tahmin e~emediğinden harakete geçememişti. Bu gelişmelerden sonra da Ingiltere ile bir çatışmayı göze alamadığından, Mısır sorununda taraf değiştirmiştir.

1840’da bir İngiliz filosu İskenderiye önlerine gelmişti. İngiltere’nin baskısı üzerine Mehmet Ali Paşa, Mısır valiliğinin babadan oğula geçmesi karşılığında Osmanlı donanmasını geri vermeyi kabul etti. Osmanlı hükümeti her ne kadar savaşı devam ettirmek istiyordu ise de İngiltere’nin baskısıyla, anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı Böylece savaş sona ermiş oldu.

Savaşlı halinin sona ermesinden sonra, Osmanlı Devleti, kendi toprağı olan Mısır’ın yeni statüsünü belirlemek için 13 Şubat 1841’de “Mısır Valiliği imtiyaz Fermam”m yayınladı.

Padişahın bu fermanına göre; Mısır valiliği Mehmet Ali Paşa ve soyuna, babadan oğula geçmek üzere veriliyordu; Mısır valileri, Padişah tarafından Mehmet Ali Paşa soyundan kişiler arasından seçilip atanacaktır; Osmanlı Devletinin kanunları Mısır’da da uygulanacak, vergiler padişah adına toplanacaktı.

Vergilerin bir kısmı her yıl İstanbul’a gönderilecekti; Mısır ordusu 18.000 kişiyi geçemeyecek, üst düzey subaylar Osmanlı Devleti tarafından atanacaktı; Osmanlı Devleti’nin yaptığı antlaşmalar ve Gülhane Hatt-ı Hü-mayunu Mısır için de geçerli olacaktı; Bu koşullara saygı gösterilmediği taktirde, Mısır’a verilen bu ayrıcalıklar geçersiz sayılacaktı.

Bu ferman ile Mısır, Osmanlı Devleti’ne bağlı, ancak özel statüsü olan bir eyalet haline gelmiştir. Mısır’ın bu statüsünün taraflarca kabul edilmesi ile de, 1831 yılından beri sürmekte olan sorun, resmen sona erdi.

MEHMET ALİ PAŞA İSYANININ SONUÇLARI

Osmanlı İmparatorluğu’nu 1831-1841 yılları arasında büyük sıkıntılara sokan Mehmet Ali Paşa isyanı, başlangıçta bir iç isyan niteliğinde görünmesine rağmen, sonradan önemli bir Avrupa sorunu haline gelmiştir. Bunlar da Osmanlı Devleti’nin başına yeni problemler çıkarmıştır. Mehmet Ali Paşa, isyanla birlikte gelişen isteklerini tam olarak gerçekleştiremedi. Fakat neticede Mısır’ı ailesine kazandırdı.

Mehmet Ali Paşa isyanının sonuçlarını şu şekilde sıralayabiliriz; İsyanının başlangıcında Suriye ve Adana’yı da kontrolü altına alan Mehmet Ali Paşa, isyanın sonunda buralardan vaz geçmek zorunda kaldı. Ancak Mısır üzerinde ve Osmanlı Devleti’ne bağlı bir eyalet olarak kalmak koşuluyla bir hakimiyet kazanmıştı; Rusya, isyanın başlarında Osmanlı Devleti’ne yardım ederek ve Hünkfu Iskelesi Antlaşmasını imzalayarak, Osmanlı Devleti ve Boğazları üzerine avantaj elde etti. Ancak, sorunun ikinci aşamasında İngiltere ve Fransa’nın müdahaleleriyle bu durumunu kaybetti;

ingiltere, Mehmet Ali Paşa’nın güçlenmesini önleyerek Hindistan ve Doğu akdeniz’deki güvenliğini ve çıkarlarını korudu. Bu arada Osmanlı Devleti ile yaptığı ticaret antlaşması ile, İmparatorluk üzerindeki çıkarlarını arttırdı. Mısır’ın İngiliz yüksek çıkarları açısından ne kadar önemli olduğunu gördü; Fransa, Mısır’da yeniden gelişen nüfuzunu sürdürmek için, Mısır sorununun önemli bir bölü- münde Mehmet Ali Paşa’nın yanında yer aldı.

Ancak, bunu Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün korunması ilkesinde sürdürmek istedi. Fransa’nın bu iki yönlü politikası, zaman zaman kendisini diğer Avrupa devletleri karşısında yalnız bıraktı. Bu bakımdan Fransa kesin olarak bir çıkar sağlayamadı.; Avusturya ise, Mısır sorunundan doğrudan bir çıkar beklemiyordu.

Genel olarak, Avrupa güçler dengesi açısından bu isyanın başlamış olması, bu devletin politikası açısından başarı sayılmaktaydı; Osmanlı Devleti, bu isyanın sonucunda, ne kadar güçsüz olduğunu bir kez daha anladı.

Bir valisinin isyanı karşısında bile, toprak bütünlüğünü sağlamak için yabancı devletlerin yardımına başvurmak zorunda kaldı; Bu isyan ve gelişimi sonrasında, Osmanlı Devleti’nin iç ve dış politikasında Avrupa büyük devletlerinin ağırlığı daha fazla duyulmaya başladı; Osmanlı Devleti, hukuk yönünden Mısır’ı yeniden kendine bağlamakla beraber, gerçekte bu zengin ve stratejik önemi olan eyaletini kaybetti. Bunun arkasındanda Boğazlar gibi önemli bir sorunla karşı karşıya kaldı; Osmanlı Devleti, iç ve dış nedenlerin etkisiyle İmparatorluğun tarihi akışında önemli bir yeri olan “Tanzimat”ı ilan etti.

Bu tarihten sonra İngiltere, Fransa, Rusya ve Avusturya, başta Balkanlar olmak üzere sürekli Osmanlı Devleti bölgesinde güç dengesi mücadelesi yapmışlardır. Örnek olarak, 1856 Kırım Savaşı, Fransa, İngiltere ve Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki güçler dengesini Rusya’ya karşı korumak amacıyla giriştikleri bir savaştı Ülkesini ve birliğini korumanın yolunun Batılılaşmaktan geçtiğini düşünen Osmanlı, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra Batının baskısıyla 1856 Islahat Fermanı’nı, aydınlarının baskısıyla 1876 Anayasası’nı ilan etmiştir. Ancak, Batıdaki bilimsel, teknik, ekonomik ve siyasal gelişmelere ayak uyduramadı. Bu nedenle de, sadece Mehmet Ali Paşa’nın isyan çıkardığı topraklan değil, topraklarının çoğunu kaybetti. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra da dış güçlerin etkisiyle tamamen yıkıldı.

Sonuçta iç isyanlar Osmanlı Devletini yıkan etkenlerin en önemlilerinden biri olmuştur. Fakat, Türk Ulusu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak genç Türkiye Cumhuriyetini kurdu Bunu da Lozan Banş Antlaşması ile herkese tescil ettirdi. Bu nedenle, Lozan Barış Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun, mevcudiyetinin ve uluslararası ilişkilere alınmasının uluslararası hukuk tarafından kabulünün resmi belgesidir.

PAYLAŞ
Önceki makaleBerlin Anlaşması
Sonraki makaleGüncel Bilgiler Testi – 3
Bilim Delisi, Öğretmen, Yazılımcı, Grafiker ve Editör Kendi işini kendi yapmayı seven sürekli gelişime açık, yenilikleri hayranlıkla izleyen ve bunu kendinde izleyen, sürekli araştıran bilginin yararlı ve paylaşılması gerektiğine inanan genç teknoloji aşığı... Adobe Photoshop Adobe Illustraor Adobe After Effects Wordpres Editör Yazılımcı ( ASP, SQL) Öğretmen Elektronik Programcısı "Fazlasından Hiç Çekinmedim, Üzüldüğüm Azına Kaldıklarım"

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here