Ana sayfa Türkçe Söz Öbekleri

Söz Öbekleri

6
0

Yazılı veya sözlü iletişimimizde karşımızdakine bir şeyler anlatmak için cümleler kurarız.
Cümleleri kendi kelime dağarcığımızdan seçtiğimiz kelimelerle oluştururuz. Bunun dışında kelimeleri önceden bir araya getirilmiş, hangi amaçla ve hangi durumlarda kullanılacağı belli olan cümleler de kurarız. Bu cümlelere kalıp cümleler denir.

Kalıp cümlelerin söz dizimi tıpkı deyimler ve atasözleri gibi zaman içerisinde belli bir biçime girmiştir. Ancak kalıplaşmış cümleler deyim ve atasözü özelliği taşımazlar.
Örneğin; “Ne günlere kaldık!” cümlesi bir atasözü veya deyim değildir, ancak tıpkı atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmıştır.

İşimiz gücümüz yok seninle mi uğraşacağız? cümlesinin “işimiz gücümüz yok” kısmı
kalıplaşmış bir cümledir.

O sokak senin bu sokak benim dolaştık. cümlesi kalıp cümle özelliği gösterir. Bu cümlede
“sokak” ve “dolaştık” sözcükleri değişebilir ama kalıp bozulmaz:

Bütün gün o müze senin bu kale benim gezdik ama yorulmadık.

Kalıp cümleler bir milletin ortak geçmişinden, geleneklerinden, inanışlarından doğar.
Ölüm, doğum, düğün, bayramlaşma, selamlaşma gibi durumlarda kullanılan sayısız kalıp
cümle vardır. Bu cümleler o toplumdaki herkes tarafından aynı şekilde kullanıldığı ve
algılandığı için kalıplaşmış kabul edilir.

Happpşuuuuu!
– Çok yaşa
– Sen de gör
» Kolay gelsin. (Çalışan birini gördüğümüzde)
» Eline sağlık. (Yediğimiz yemeği yapan kişiye)
» Sıhhatler olsun. (Tıraş olan veya banyo yapan birine)
» Başın sağ olsun. (Yakını vefat eden birine)
» Geçmiş olsun, Allah şifa versin (Hasta olan birine)
» Afiyet olsun. (Yemek yiyen birine)
» O tabak bitecek! (Yemeğini bitirmeyen çocuğa)
» Nereye bıraktıysan oradadır! (Bir eşyasını kaybeden birine)

Dildeki anlamlı en küçük söz birliklerine sözcük adı verilir. Sözcükler cümle içinde başka
sözcüklerle anlam ilişkileri kurarak gruplar oluşturur. Bu durumda o sözcük grupları da
çeşitli anlamları karşılar. Bir varlığı, bir kavramı, bir durumu veya bir eylemi karşılamak
için belli kurallara göre oluşan kelime topluluğuna sözcük grubu denir.

Tek sözcükle anlatılamayan, anlatımı için birden çok sözcüğe gereksinim duyulan nesne ve
kavramları karşılamaya yarayan dil birlikleridir.
Bu sözcükler ekli, eksiz bir bütün oluştururlar. Öbekteki sözcüklerin yerleri değiştirilemez.
Cümlede tek bir öğe olarak işlev görür.
Türkçede temel kural, yardımcı öğe, temel öğeden önce gelir. Bu durum yalnızca ‘ki’ li
bileşik cümlede değişir.

Varlıklar, kavramlar, nitelikler, durumlar, devinimler birer sözcükle de karşılanır. Sözcük
bunlardan birini karşılamaya yetmiyorsa, yani bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu,
devinimi ancak birden çok sözcükle karşılayacaksak sözcük öbeklerini kullanırız.

Tek sözcük ile karşılanmayan varlık, kavram, nitelik, durum ve devinimleri karşılar. Sözcük
öbekleri, kavramları en verimli biçimde dile getirmede kullanılan kolaylıklardır. Söz gelimi,
“ipek” ve “böcek” sözcükleri tek başlarına birer varlığı karşılarlar. “ipek böceği” sözcük
öbeğinin karşıladığı varlık tek, sözcük ise ikidir.
Bunun gibi “telefon etmek, kör olmak, fotoğraf makinesi” kavramlarını da tek sözcük ile karşılamak mümkün değildir. Sözcük öbeği iki sözcükten oluşur. Varlık, kavram, nitelik,
durum ve devinimleri, anlamlarını genişleterek, belirterek, pekiştirerek, niteleyerek
karşılar.

Verilen bir cümleyi öğelerine ayırırken genellikle her sözcüğün bir öğe olarak karşımıza
çıkmadığını görürüz. Uzun cümlelerde öğeleri söz öbekleri oluşturur. Söz konusu öbekler
öğelere ayrılırken parçalanmazlar. Yani cümle öğelerini ayırmaya başlamadan önce belli
başlı söz öbeklerini bilmemiz gerekir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here