Ana sayfa Tarih Berlin Anlaşması

Berlin Anlaşması

4
0

Berlin Anlaşması Berlin Batı Afrika Konferansı (15 Kasım 1884-26 Şubat 1885) Otto Von Bismarck’ın başkanlığında toplandı. Avrupa’nın hemen hemen bütün devletleri katıldı. İngiltere, Belçika, Hollanda, Portekiz, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri Konferans’a katıldı. Daha sonra davet üzerine Rusya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İtalya, Osmanlı devleti ve İskandinav ülkeleri de konferansta temsil edildi.

Konferans İngiltere ile Almanya arasında kuzeybatı Afrika üzerinde başlayan görüş ayrılığı nedeni ile, Kongo’nun iç taraflarını denetleme konusunda hak iddia eden Portekiz’in önerisi ile toplandı. Bu öneriye Fransa ile Almanya destek verince İngiltere de katılmak zorunda kaldı. Bu aynı zamanda Afrika’nın barış içinde Avrupalı güçler tarafından paylaşılmasıydı. Büyük devletler savaş yapmadan Afrika’da pay sahibi oldular

1500’lerden sonra Afrika’nın kıyıları keşfedilirken iç taraflarına kimse gitmemişti. XIX. yüzyılda ise durum değişmeye başladı. Sanayi devriminin başlaması, trenlerin, buharlı gemilerin ulaşımda kullanılması büyük bir hareketlilik başlattı. Telgrafın kullanılması ile uzak yerlerin metropollerle daha sıkı bir iletişime girmesini sağladı.

Yeni buluşlar dünyayı keşfetme isteğini kamçılarken ticari üretim oldukça arttı. 1800’lerden sonra Doğu ve Afrika’ya ilgi tekrar artmaya başladı. Afrika’nın içlerine yolculuk yapan önemli kaşiflerden ilki David Livingstone idi. Afrika’nın ayak basılmamış yerlerine giderken bu kıtaya hayranlığı artarken diğer taraftan o özellikle burada yapılan köle ticaretine karşı idi.

1851’de Zambezi nehrini boydan boya geçti. Bunun için Angola’dan geçince Portekizlilerin yaptığı köle ticaretini bütün korkunçluğu ile gördü.

Livingstone’nun Afrika’dan gönderdiği haberler kesilince New York Herald muhabiri olan Henry Morton Stanley onu aramak için 1871’de Afrika’ya gitti. Maceracı bir kişiliğe sahip olan Stanley onu buldu ve birlikte yolculuk da yaptılar.1 Livingstone öldükten sonra Stanley onun yolundan gitti. Kongo’yu baştan sona geçti.

Stanley, elde ettiklerini ekonomik değere çevirmek için İngiltere’yi yanına çekmek istedi. Ancak İngiltere kıtanın iç taraflarına girmek istemedi. 1877’de Stanley’in basında çıkan Kongo ile ilgili yazısını takip eden II. Leopold vardı. Bu sırada Stanley, Belçika kralı II. Leopold’dan aradığı desteği gördü. 1878 Haziran ayında stanley ile Leopold direk görüşme yaparak iş birliğine gitme kararı aldılar. Daha önce II.Leopold’un ilk amacı Pilipinler de İspanya’da bir sömürge kiralamak veya satın almaktı.2 Bilimsel gelişmeye hizmet etme ve Afrika’ya uygarlık götürme amacı ile II. Leopold’un önderliğinde uluslararası coğrafya konferansı toplandı.3 1878’da Brüksel’de Uluslararası Afrika Derneği kuruldu. Bu dernek Stanley’in keşif seferini finanse etti.

1.Leopold’ın Afrika’ya yönelmesi burada hiç bir politik birlik yoktu. II. Leopold bütün amacının Afrika’yı medeniyete açmak olduğunu ısrarla vurguladı.4 Belçika’nın askeri olmadığı için finasman zorlukları ile karşılaşmıyacaktı. Asker göndermeye kalksa bunu finanse edecek kaynaklara sahip değildi. Ayrıca böyle bir maceraya da Avrupalı yatırımcılar para vermeye yanaşmayacaklardı.

İlgilendiği bölge Kongo, Afrika’da haritalarda boş olarak gösterilmekteydi. Kongo ile ilgilenmesinin nedeni Stanley’in yazdığı haberlerdi. Böylelikle düzenlenen keşif heyetinin amacına bilimsel bir kılıf bulundu. Kara kıtayı bilinir hale getirmek temel amaç olarak gösterildi.5 II. Leopold, daha kral olmadan önce bile Belçika’nın bir sömürge edinmesi gerekli olduğunu dile getiriyordu. Bu hem prestij hem de sömürgelere sahip olmak Belçika’ya ekonomik katkı yapacaktı.

Stanley, II. Leopold adına Kongo’ya keşif seferine çıkarken her hangi bir devlet burada hak iddia etmiyordu. 1882’de Stanley, gezisini tamamladıktan sonra Avrupa’ya dönüp Kongo’yu anlattı. Diğer yandan Stanley için sorun, elde ettiği kazanımları nasıl koruyacağı idi. II. Leopold çözmesi gerek problem Kongo’da nasıl bir oluşumun kurulacağıydı.

Ayrıca Dernek Afrika’da büyük bir toprak parçasını yönetirken yasal bir statüye sahip değildi.6 Bu arada Fransız kaşif Savarman de Brazza Afrika’ya doğru yola çıktı. Brazza’dan sonra ticari bir merkezin yanında politik bir yapıya ihtiyaç vardı. II. Leopold, Belçika’nın Afrika’da bir sömürgeyi elinde tutmasının zor olduğunu bildiği için temel olarak Kongo’da “serbest ticaret”i savunmaya başladı.

1882’de Brazza, yerli bir şefle yaptığı bir anlaşma ile Fransa’ya döndü. Brazza, Malebo gölünün güney kıyısında Kintamo çağlayanlarında Brazzaville üssünü kurdu. Fransa, Afrika’nın güneyinde küçük ama stratejik öneme sahip bir yere yerleşiyordu. Fransa hükümeti bu yerel anlaşmayı onayladığı takdirde bölgede bir koloni kurduktan sonra Kongo’nun güneyine doğru genişleme imkânına kavuşabilecekti. Fransa böylelikle Afrika’nın güneyinde bölgeyi kontrol edebilecek konuma geliyordu.

Stanley, Kongo’da II. Leopold adına Leopoldville’yi kurdu. Bu arada Fransa, üssünü daha üst tarafa taşıyınca, Stanley bütün güney kıyısına sahip oldu. Ayrıca II. Leopold, Fransa’nın yerli şef ile yaptığı alaşmanın yürürlüğe girmesini önlemeye çalıştı. 1882’de İngiltere’yi Fransa’nın yaptığı anlaşmadan haberdar etti.

Ayrıca İngiltere’ye en iyi çözümün serbest ticaret olduğunu, barışı sağlamak için bölgedeki yerli kabilelere otonom statü verilerek sağlanacağını belirtti. İngiltere’nin, Uluslarası Afrika Derneğini tanıyıp tanımama konusunda net fikri yoktu.7 Bunun yanında serbest bölgeler kurularak medeniyetin yayılmasına imkân vereceğini bununda Afrika’daki yerlilerin de yararına olacağını dile getirdi.

Diğer yandan II. Leopold, Fransa’yı da etkilemeye çalıştı ise de bir başarı sağlayamadı. Fransa’ya göre II. Leopold güçsüzdü. Fransa’ya göre ise Leopold ile bir anlaşma onun Kongo’daki haklarını kabul edip, resmileştirmesi demekti. Oysa Fransa güçlü olup Belçika ile bir pazarlığa girmesi mümkün değildi. Leopold bu açmazı gördüğü için kendisi tekrar İngiltere’ye yöneldi.

İngiliz desteğini elde edemediği takdirde Kongo’ya sahip olması neredeyse imkânsızdı. Sanayi devrimi İngiltere’ye karşı yeni rakipler çıkarsa da o hâlâ dünyanın en güçlü devleti olma konumunu sürdürdü. Bu gelişme İngiliz ticari çevresi bu gelişmelerden rahatsız olunca kendi hükümetlerine baskı yaptılar. II. Leopold, İngiltere’den bir savaş gemisini Kongo kıyılarına göndermesini talep etti. II. Leopold, bütün gücü ile Fransa’yı engellemek için her türlü siyasi direnişi göstermeye kararlı idi. Bu anlaşma II. Leopold’un hayallarini sone erdilebilirdi.

1.Leopold, ilk etapta yerli şeflerle bir anlaşma yaparak onların egemenlik haklarının kendisi tarafından kullanılmasına imkân sağladı. Bu nedenle Stanley’in yerli şeflere boş evraklar imzalatması zor olmadı. Yerli şefler bunu neden ve niçin imzaladıklarına önemsemediler. Bu egemenlik hakkı devri II. Leopold’da Kongo’daki haklarını oldukça geliştirdi. Bunu gerçekleştirmek için iki yıl yetmişti. Arkasından da bütün Avrupa devletlerini bu gelişmelerden haberdar ederken II. Leopold bu girişimlerini para veya ticari amaçlar için değil, yalnızca medeniyet götürmek için yaptığını ileri sürdü. Bunu gerçekleştirmek için gönüllülerden oluşan bir dernek gibi görüntü veriliyordu. II. Leopold misyonerler, düzen, insanlık gibi değerleri Afrika’ya götürmeyi savunuyordu. Bu durum milyonlarca kara Kongolulara barış ve medeniyet getirecekti. Stanley bir demiryolu inşa edilmesiyle Afrika’nın medeniyete açılacağını ve bundan hem Afrikalıların hem de Avrupalıların istifade edebileceğini savunuyordu.

İngiltere, Fransa’nın Brazza-Makoko Anlaşması’nın onaylandığı haberini alınca endişelenmeye başladı. Fransa, Afrika içlerine doğru genişliyordu. Bu yeni durumda daha önce gümrük vermeden İngiliz malları serbestçe dolaşırken şimdi Fransa’ya vergi vermek konumunda kalabilirdi. İngiltere’nin bunu kabul etmesi oldukça zor gözüküyordu. İngiltere, Fransa’nın yerine orada Portekiz varlığını tercih ederdi.

İngiliz ticaret kesimi Portekizlilerle dah önce ilişkiye girmişti. Aşağı Kongo’da portekiz tüccarlar fazla olmasına rağmen mallar daha çok İngiltere’den geliyordu. Portekiz, Kongo’nun kuzey ve güneyindeki yerlerden Atlantik’e kadar uzanan bölgenin kendilerine ait olduğunun İngiltere tarafından tanınmasını istedi. İngiltere de 26 Şubat 1884’te Portekiz ile bir anlaşma yaparak Portekizlilerin taleplerini yerine getirdi.

Ancak çok geçmeden Avrupa’nın diğer devletleri bu anlaşmaya karşı çıktılar. Fransa bu anlaşmanın kendisine karşı yapılmış olduğuna inandı. İngiliz-Potrekiz anlaşması II. Leopold için yeni bir gelişme idi. Bismark bu anlaşmayı tanımayınca Berlin Konferansına giden süreç başladı. Ayrıca serbest ticaret garantisine rağmen Fransa ve Almanya, Portekiz’in alt Kongo’daki egemenlik haklarını tanımadı.

1.Leopold’un savunduğu serbest ticaret, vergi muhafiyeti olan devletler fikri onu ABD ile anlaşma yapmasına götürdü. Serbest ticaret garantisi 15 Kasım 1883’te ABD tarafından Kongo Derneği’nin tanınmasına yol açtı9 . ABD ile yakınlaşmasının bir nedeni de Brüksel’e atanan ABD elçisi Mr. Sanford’un II. Leopold ile yakın ilişki kurmasıydı.10 Şimdi bunun Fransa ve Almanya tarafından tanıması gerekmekteydi. Fransa, 1883’te Belçika ile anlaşmayı kesinlikle düşünmüyordu. Serbest ticaret ve vergi muafiyeti önerisi II. Leopold’u zafere götürerek istediğini elde etmek için hedefine biraz daha yaklaşmış oldu. Almanya da serbest ticareti benimsiyordu. 1884’te Fransa ile bir anlaşma yaparken bu İngiliz-Portekiz anlaşmasına bir karşılık idi. Fransa, böyle bir anlaşma yapmadığı takdirde Belçika’nın elindeki toprakları İngiltere’ye satma ihtimalinden korktu. Fransa kamuoyu hala İngiltere’ye karşı düşmanca bir tutum alırken, Almanya ile yakınlaşmayı savunmaktaydı. Yalnız Almanya ile iş birliğini sömürgecilik konusunda istemekteydi. İngiltere ise Orta Asya’da Rusya ile bir mücadele içerisindeydi.

Ayrıca Stanley İngiliz kökenli bir ABD vatandaşı idi. Stanley, İngiliz yanlısı bir tutum takınabilirdi. Fransa, kısa bir süre önce Mısır’da diplomatik yenilgiye uğramıştı. Afrika’da İngiltere karşısında yeni bir mağlubiyeti kendi kamuoyunun büyük tepkisine neden olabilirdi. Dolayısıyla Belçika karşısında riske girmek istemedi.

Ayrıca Fransa, 1884’te derneğe elindeki hisseleleri büyük güçlere satmama sözü verilmesini istedi. Bu arada II. Leopold da Almanya’dan istediği desteği aldı. İngiltere bu gelişmeler üzerine diplomatik alanda yalnız kaldı. Uluslararası Afrika derneğinin ismi 1883’te Uluslararası Kongo Derneği varlığını kanıtlamış oldu.

Uluslararası ortam gerilmeye başlamıştı. Diğer taraftan herhangi bir devlet de bir savaşa girmekten yana değildi. Konferans öncesinde II. Leopold’un kendisine gönderdiği Afrika haritasını Fransızlara gösterdi. Alman başbakanı Otto Von Bismark’ın girişimiyle Berlin Kongo Konferansı’nı toplantıya çağırdı.

Toplantıda Bismark önemli bir rol oynadı. Toplantıya Bismark başkanlık ederken özellikle Fransız-İngiliz yakınlaşmasını önlemek için iyi bir taktik uyguladı. Bu konferansta büyük ve küçük devletler birbirlerini ezmeden kendilerine düşen payı almayı razı oldu. Önlerinde paylaşılacak kocaman bir pasta vardı. Büyük devletler kendi aralarındaki rekabeti önlemek için, Belçika’dan neredeyse 10 kat daha büyük topraklara küçük bir devletin kralının sahip olması herkesi memnun etti.

Konferans’ın temel konusu Kongo ve Nijer nehirleri olurken İngiliz ve Fransız basını konuyu oldukça tahrik etti.13 Avrupalılar 1850’lere kadar Afrika’nın içlerini haritalarında boş olarak gösteriyorlardı. Onlara göre orası medeniyetten uzak olduğu için kendilerinin uygarlık götürme gibi bir misyonu üstlendiler. Kendileri burada olmalarını meşru göstermek için çeşitli yamyamlık hikâyeleri de Avrupa basınında sıkça görülmeye başlandı. Avrupa’nın hem askerî hem de ekonomik olarak dünyaya üstün olduğu bir çağdı. Nitekim Avrupa’da aynı zamanlara rastlayan ırkçılık teorilerinin çıkması da bir tesadüf değildi. Bu bağlamda Avrupalıların Afrika’ya gitmesi çok fazla olumlu gelişmelere imkân sağlamadı.

Almanya ile Fransa yakınlaştı. 1871’de Fransa, Prusya karşısında ağır bir yenilgi aldıktan sonra Avrupa’da büyük itibar kayıbına uğramıştı. Daha sonra da Almanya’ya karşı bir intikam savaşı açma gücünü de kendisinde göremedi. 1882’de İngiltere’nin Mısır’a yerleşmesi Fransa’nın kızgınlğını artırdıysa da her hangi bir askeri seçeneğe başvuramadı. Şmdi Fransa tekrar eski gücüne kavuşabilmesi için sömürgelere ihtiyaç duyuyordu.

Sömürgelerden hem hammadde hem de insan gücü elde ederek gücünü restore etmeyi planladı. Diğer yandan Avrupa’da müttefiksiz olduğundan tek başına sömürgecilik hareketlerine kalkışması zordu. Fransa, bu nedenle Alman desteğine ihiyaç duyarken aynı zamanda Mısır konusunda kendi kamuoyundan gelen eleştirileri de bir ölçüde susturabilecekti.

Mısır konusunda Almanya İngiltere’ye destek vermişti. Bu aşamada Almanya ile iş birliğine gitmesi son derece makul bir gelişme idi. Konferans’ta Almanya ile Fransa’nın yakınlaşması Fransa tarafından olumlu karşılandı. İngiltere’yi sömürgecilik konusunda engellemek için kamuoyu Almanya ile iş birliğine gitmesine olumlu baktı.

Konferans’ta Stanley, serbest ticareti savunurken bunun hem Afrikalıların hem de Avrupalıların çıkarına olacağını savundu. Buradaki yeraltı ve yerüstü zenginlikleri fazlaydı. Bakır, kobalt, altın, değerli taşlar gibi zenginlikler Avrupalıların iştahını kabarttı. Kapitalist Avrupa dünyanın diğer bölgelerine girmeye hazırdı.

Stanley, serbest ticaret bölgesi için çok büyük topraklar önerdi. Konferans’ta İngiltere Nijer konusunun gündeme gelmesini istemezken Kongo’daki ticari imtiyazlarının devam etmesinden yanaydı. İngiltere’ye göre Fransa Afrika’da kendilerinin kötü komuşu idi. Mısır konusunda Fransız basını İngiltere’ye düşmanca tutumunu sürdürüyordu.

Diğer taraftan bu gelişmelerin yanında konferansta derneğin konumu önemli idi. Dernek, devlet statüsünde değildi ama olma sürecinde idi. Bu yeni bir pratik olabilirdi. Bu yeni oluşumu Bismark desteklerken, derneğin İngiltere tarafından tanınmasını istedi. İngiltere bunu yapmadığı takdirde, Almanya’nın kendilerine dostça bir tavır takınmayacağı anlamına geleceğini söyledi. Almanya, bu olmadığı takdirde, yalnız Nijer değil, aynı zamanda Nil nehri de tartışmaya açılabilir diye uyardı.17 Bu açıkça İngiltere için bir tehdit olsa da içinde bulunduğu konum nedeniyle bir şey yapamadı.

İngiltere, Mısır konusunda da hayli sıkıntıda olduğu için 2 Aralık 1884’te İngiltere Dışişleri Bakanlığı, derneği tanıdığını delegelere bildirdi. Almanya için önemli olan serbest ticaret ilkesi nedeniyle Alman mallarının serbestçe dolaşımının sağlanması idi.

Diğer yandan İngiltere için Kongo’nun coğrafi konumu stratejik açıdan önemli idi. Burası Suveyş’i kapatmak, tehdit etmek için etkili bir üs olarak kullanılabilirdi. Kızıldeniz’deki deniz trafiğinin engellenmesi İngiltere’nin Hindistan ile bağlantısını kesebilirdi. İngiltere buna engel olunabilmesi için derneğin tarafsız bir statüde olmasını istedi.

Kongo’da kurulacak idare hiç kuşkusuz güçsüz olacaktı. Bu nedenle korunması gerekecekti. Dernek bu durumda konumunu sürdürebilmek için tarafsızlık politikası izlemesi gerekti. Stanley’e göre, Kongo sorunu çözülmediği takdirde, Avrupa güçleri arasında bir savaşın çıkması kaçınılmaz olacaktı. Fransa, rövanşizm politikası izlediğinden savaşın çıkmasını arzu etmekteydi.

Büyük güçler her ne kadar kendi aralarında bir savaş istemiyor gözükseler de dünyanın çeşitli bölgelerinde birbirleri ile rekabet içindeydiler. Sudan, Afganistan, Kızıldeniz, Balkanlar ve Çin’de büyük bir mücadeleye girişmişlerdi. Avrupa’da bloklaşma bütün hızıyla sürmekte idi.

Fransa, kendi sömürgeleri olan Gibon, Gabon, Guinea ve Senegal’de serbest ticarete karşı çıkarken, İngiltere’nin elinde olan Nijer’i de konferansın bir konusu yapmak istedi. Ancak İngiltere buna sert bir şekilde karşı çıktı. İngiliz maliyesi bütün gücü ile ülkelerinin sömürgelerdeki üstünlüğünü devam ettirmek için para bulmaya devam etti. Şimdi bu üstünlüğü devam ettirebilecek miydi yoksa düşüşe mi geçecekti.

  1. Leopold, küçük bir ülkenin kralı olmasına rağmen fikirlerini iyi pazarlayarak istediğini elde etti.20 II. Leopold, okullar, evler yapıp Kongoluları Arap köle tacirlerinden kurtaracağına dair söz vermesine rağmen bunları yapmadı. Konferans sonunda Afrika’daki iki nehir serbest ticarete açıldı. Alman Doğu Afrikası da dâhil olmak üzere Kongo havzası serbest ticaret ilkesi kabul edilerek yönetimi II. Leopold’da verildi. Taşımacılık garantisi verildi. Bu durumdan İngiltere oldukça memnun oldu.

Berlin Konferansı çoklu uluslararası konferansta bir uzlaşma sağlandı. Köle ticareti yasaklandı. Yerlilerin himaye edilmesi kabul edildi. Dinî özgürlükler ve ırk ayrımı yasaklandı.

Ayrıca Konferans’ın en önemli kararlarından biri de “fiili işgal” prensibinin kabul edilmesi idi. Bir devlet bir yere ayak basıp bayrağını dikmedikçe oranın sahibi olduğu konusunda hak iddia edemeyecekti.

Bu prensip büyük güçlerin kendi arasında sömürgecilik konusunda bir krizin çıkmasını önledi. İngiltere fiilî işgal prensibine karşı çıkmaya çekindi. Bunu yaptığı takdirde Konferans’ta iyice izole olmuş bir halde kalabilirdi. Fiilî işgal Fransa ve Almanya’nın tasarısı idi.

Daha sonra İngiltere bu ilkeyi benimsemekte bir sakınca görmedi. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını sömürgecilik konusuna bağlayanlar Berlin konferansında alınan kararı görmemezlikten gelmektedir.

Birinci Dünya Savaşı’na giden süreçte sömürgecilik konusunda Avrupalı güçler kendi aralarında anlaşmışlardı. Anlaşmazlık sömürgeler konusunda çıkmadığı gibi Birinci Dünya Savaşı öncesinde bu konu çoktan halledilmişti.

Almanya, Bismark döneminin sonlarına doğru dünyaya açılıp sömürgecilik hareketine girişmişti. Almanya birliğini sağladığında Bismark, sömürgecilik konusuna karşı çıkmıştı. Ona göre Almanya gücünü Avrupa’da göstermesi gerektiğini ileri sürerken bu politikadan vazgeçtiğini gösteriyordu.

Tanganika bölgesinde Alman hâkimiyeti kuruldu. Belçika Kralı, buranın yönetimini üstlenirken ticaret adamlarının öncülüğünde böyle bir yönetim ilk kez görülmekteydi. Ayrıca yeni oluşumun sınırlarını belirlemek de çok zordu. Dernekten bağımsız Kongo Devleti’ne geçiş 19 Temmuz 1885’te oldu. Yeni hükûmet ve anayasa ilan edildi.

İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerdeki yönetimi Belçika’ya göre daha ılımlı idi. Köle ticareti yasak yollardan devam etti. Geniş arazileri Belçikalı yöneticiler kontrol edemeyince bu ticaret bütün hızıyla devam etti. II. Leopold kendisinin gidip görmediği, ayak basmadığı toprağı acımasızca kullanarak sömürgeleştirdi.

Kendisinin zengiliği artarken kara Afrikalılar giderek daha fakirleşti. Kongo’da kölelik yasaklanmıştı ama Kongolular yerli Afrikalılar daha kötü bir duruma düştü. İşkence, eziyet, sakatlama gibi olaylara sıkça rastlandı. Avrupa kamuoyu baskısı nedeniyle Belçika bu uygulamadan 1908 yılında vazgeçerek daha ılımlı bir yönetim kurmaya çalıştı.

Daha sonra Belçika sömürgeciliği yumuşamaya başladıysa da hemen durmadı. Belçikalılar bölgeye sağlık hizmetleri ve tarım alanında yardımlarını sürdürdü. Bunu yaparken Avrupa’dan gelen sert eleştirileri önlemeye başladı. Misyonerlerin tekelinde olan ilk ve teknik öğretim geliştirilirken orta ve yüksek öğretim ihmal edildi. Belçika yönetiminin buradaki şirketlere ayrıcalıklar vermesi şirketlerin gücünü artırdı.

 

PAYLAŞ
Önceki makaleEdirne Anlaşması
Sonraki makaleMısır Valisi Mehmet Ali Paşa
Bilim Delisi, Öğretmen, Yazılımcı, Grafiker ve Editör Kendi işini kendi yapmayı seven sürekli gelişime açık, yenilikleri hayranlıkla izleyen ve bunu kendinde izleyen, sürekli araştıran bilginin yararlı ve paylaşılması gerektiğine inanan genç teknoloji aşığı... Adobe Photoshop Adobe Illustraor Adobe After Effects Wordpres Editör Yazılımcı ( ASP, SQL) Öğretmen Elektronik Programcısı "Fazlasından Hiç Çekinmedim, Üzüldüğüm Azına Kaldıklarım"

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here